KARADENİZ ÇETELERİ VE TOPAL OSMAN OLAYI

Samsun, Trabzon ve Giresun’u merkezi üs seçen çetecilik, ırkçılık ve saldırganlık sadece bugünün bir gerçeği değil, 90 yıldır bölgede çetecilik uygulanmaktadır. 1914 yılından bu yana bölgede sivil çetecilik devlet destekli olarak devam etmektedir. Pantus’lara yani Yunan’lara, Ermenilere ve Komünistlere karşı çetecilik gerek Osmanlı döneminde,gerekse Türkiye Cumhuriyet’i döneminde hep kulanıldı. Bölgede başka azınlıklara, halklara, inanç ve kültürlere karşı sivil halk, Laz’lar bir kalkan olarak görüldü. Balkanlarda ve ege’de Osmanlı ve Mustafa Kemal tarafından kullanılan Karadeniz çeteciliği daha sonraki yıllarda da başkalarına karşı kullanıldı. Pantus ve Ermeni katliamlarında önemli rol alan Karadeniz çeteleri, 1920 yılında Komünistlere karşı kullanıldı. TKP genel başkanı Mustafa Suphi ve yoldaşları Karadeniz sahillerinde öldürülerek, deniz’e atıldılar! Yakın tarihimizde ise Tayad’lı ailelere karşı ırkçı çeteler beslendi ve sokağa sürüldü.Trabzon ve Samsun’a havale edilen siyasi davalara katılan aileler, ilerici ve devrimcilere karşı milliyetçi ve sivil faşist gruplar yaratıldı. Ahmet Türk’e karşı yapılan saldırılar öncesinde de Hrant Dink’i katletme planı burada gerçekleştirildi. Ergenekon’un en çok yararlandığı bölgeye dönüşmüştü, Karadeniz! Uzun süre bölgede görev yapan Ergenekon davasının en önemli sanığı emekli general Veli Küçük’ün bilinen ve bilinmeyen marifetleri Karadeniz’i kullanma alanına dönüştürmüştü! O güzelim karadeniz insanı çıkar çevrelerine, mafya,çete ve ırkçı grupların maşası yapılmaya çalışıldı ve çalışılıyor!

Karadeniz’liler uzun süredir Türkiye’nin yönetiminde en üst düzeyde söz sahibidirler. Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Tayyip Erdoğan bilinen başbakanlardı ve üst yönetimlerde yer alan nice general, vali, emniyet müdürü, parlementer ve yöneticiler…Bir de çek-senet mafyaları, arsa ve haraç çeteleri, kumar, haraç ve cinayet çeteleri…Kurşuna dizilen Kürt işadamları…Mesut Yılmaz başbakan iken gittiği Bükreş’te kaldığı otelin kumar oynanan gazinosunda yumruklanmıştı…Alacak verecek veya kumar hesaplaşmasıydı, Ahmet Türk ise Karadeniz’de barışı, kardeşliği ve özgürlükleri savunduğu için yumruklandı! Sanık, eski sabıkalı ve kimbilir hangi çetenin maşasıdır?

***

Dersim’e doğru geri çekilen Koçgiri’nin Kürt kuvvetleri, köy, kasaba ve ilçelerdeki Kürt halkını, devlet kuvvetleriyle başbaşa bırakmışlardı. Geri çekilme hareketinde doğu ve kuzeydeki yerleşim alanlarında bulunan Türk karakollarını basıyor ve imha ediyorlardı. Kürt silahlı güçlerinin geri çekilmesi, devletin kolluk kuvvetlerinin ve özellikle de Giresunlu Laz Topal Osman ağa komutanlığındaki alayın işlerini daha da kolaylaştırmıştı. Köy meydanlarında ve derelerde cesetler serili ve tanınmaz haldeydi. Kadın ve çocuklar süngüden geçirilip katlediliyor, suçsuz ve yoksul Koçgiri erkekleri kelepçelenip götürülüyordu. Topal Osman Ağa komutasındaki 47. Alay tam bir terör ve katliam gerçekleştiriyordu.

Giresunlu Topal Osman Ağa neden Koçgiri’ye böylesi büyük bir vahşet uygulamıştır. Bu sorunun yanıtını bulmak için, önce onun geçmişini öğrenmek gerekiyor. Osmanlı padişahı, Mustafa kemal Paşa’yı müfettiş olarak 16 Mayıs 1919’da Samsun’a gönderir. Mustafa Kemal Paşa’nın görevi oradaki askeri birlikleri denetlemek, Rum ve Ermenilere yapılan baskı ve sindirmeyi engellemek ve Topal Osman Ağa çetesinin de içerisinde bulunduğu ‘Türk ve yöresel ‘ çeteleri yakalamak veya temizlemektir. Ancak, birlikte hareket ettiği 21 arkadaşıyla birlikte ayak bastığı Samsun iskelesinde yeni bir hareket, Kuvay-ı Milliye başlattıklarını açıklar. Bu Osmanlı ile bağlarını kestiği ve yeni bir oluşuma başlayacağının ifadesiydi. Karadeniz’de Ermeni ve Rum’lara yapılan zulüm, Osmanlı’ya bağlı birlikler veya onları denetlemek, artık Mustafa Kemal Paşa’yı ilgilendirmiyordu. Yeni oluşumda yer alabilecek kesimleri örgütleyecekti. Bölgede kaldığı sürede bu çalışmayı yapar. Bölgede ki en etkin isimler ve çeteler hakkında bilgi toplar ve onlarla işbirliği yapmanın yollarını arar. Bölgenin en etkili ağasının, herkese kan kusturan Topal Osman olduğunu öğrenir. Bunu 1. Dünya savaşı döneminden biliyordu. Topal Osman, Ermeni ve Rum katletme, sürgüne yollama ‘suçuyla’ Osmanlı hükümetince aranıyordu. O dönemde, Yarbay rütbesiyle 94. Alayın komutanlığına kadar yükselmişti. Savaştan sonra suçları sabit görüldüğünden ‘aranmaya’ başlanmıştı. Oysa Topal Osman silahlı çetesiyle, Giresun ve Şebinkarahisar’ın kırsalında hüküm sürüyordu. Samsun’dan Giresun’a uzanan sahil bölgesinde tek otorite idi. Onun bilgisi dışında bölgede kuş uçurtulmazdı. İşte bunu bilen Mustafa Kemal, bu ‘yürekli, korkusuz, savaşçı’yla görüşmeliydi. Bölgedeyken Topal Osman’a haber gönderir ve buluşmayı önerir. Samsun, Havza’da 29 Mayıs 1919 günü Topal Osman ağa ile gizli bir görüşme gerçekleştirir. 1883 yılında Giresun’da Laz Anne ve Babadan doğan Topal Osman, Mustafa Kemal’le yapılacak toplantısına çetesindeki önemli arkadaşları, Temeloğlu İsmail ağa, Dalyaroğlu Bilal ve Çavraklı Kara Ahmet’i alarak gitmişti. Bu gizli görüşmede Mustafa Kemal’in, Topal Osman Ağa’ya şöyle dediği belirtilir;
“ Çok buhranlı günler yaşıyoruz. Ümitsiz değiliz. Senin hakkında gerekli bilgileri edindikten sonra seni buraya çağırttım. Bundan sonra el ele çalışacağız. Pontuscuların Karadeniz kıyılarında neler yaptıklarını bir de erbabının ağzından dinleyelim dedik. Hasan İzettin Dinamo, Kutsal İsyan, C.2, S.113”
Osman ağa ise Giresun ve çevresindeki Ermeni ve Rum’ların faaliyet ve etkinliklerini anlattıktan sonra bunlara karşı nasıl ‘kahramanca’ savaştığını anlatır. Hasan İzzettin Dinamo’nun ‘Kutsal İsyan, Cilt-2’ isimli kitabının 113. sayfasında, Mustafa Kemal’in, daha sonra özetle Topal Osman’a şöyle dediğini anlatır.
“ Görüyorum ki, vatansever duygular taşımaya gençliğinde başlamışsın. Senin bugünkü yolun, o günkü açtığın çığırdan gelmektedir. Memleket kurtuluncaya kadar, içinde bir tek dış ve iç düşman kalmayıncaya kadar çarpışmak zorundayız. Sen, Karadeniz köy ve şehirlerini koruyacaksın. Çeteni derme çatma bir kuvvet olmaktan çıkaracaksın. Bir alay teşkil edeceksin ve bu alayın kumandanı olacaksın. Sana genç ve atak subaylar vereceğiz. Pontuscular hangi usulleri kullanıyorsa, siz de o usulleri çekinmeden kullanın. Vatanı kurtarmakta bu son şansımızdır. Bu mücadeleyi kaybedecek olursak, tarihten siliniriz.” Bu karşılıklı konuşmalar sürüp gider ve her konuda anlaşıp fikir birliği sağlanır. Topal Osman ağa artık her şeyiyle Mustafa Kemal’in yanındadır, onunla sık sık görüşür, talimatlar alır ve raporlar verir. Giresun kaymakamı Baki Nedim’i dağa kaçırmaktan, belediye başkanını öldürüp makamına zorla oturmak, Kars’a kadar gidip Rus ve Ermenilerle savaşmaktan, Rum ve Ermenileri bölgede sürmek ve öldürmek, halkın malına ve namusuna zorla sahip olmak gibi bir dizi eyleme karışır. Çevrede bin kadar gönüllü toplayıp baskın ve katliamlarda kulanır. O, hiç okula gitmeden Yarbaylık rütbesine kadar yükselir. Mustafa Kemal’in verdiği söz üzerine, emrinde 42. ve 47. Alay olmak üzere, çoğu gönüllülerden oluşan, şark ordusuna bağlı iki askeri birlik kurulur. Merkezi Giresun’da olmak kaydıyla, 19 Aralık 1920’de 47. Piyade Alayı kurularak, komutanlığına Topal Osman Ağa getirilir. Yeni kurulan Alayın ilk işi ise, Koçgiri bölgesine intikal edip, isyanı kanla bastırmak olur. Daha önce Karadeniz bölgesindeki Ermeni ve Rum katliamında deneyim elde eden çete başı, bu kez Kürtler üzerinde tecrübesini denemişti. İşte bu görevinde de başarıyla çıkan Topal Osman ve yönetimindeki birliği Ankara’ya çağrılıp ödüllendirildi. Topal Osman’ın Laz Çetesi İmraniye ve Suşehri’deki Koçgiri Kürtlerini kırımdan geçirip, Koyulhisar, Reşadiye, Niksar ve Erbaa güzergahındaki, Rum ve Ermenileri soykırımdan geçirerek Ankara’ya ulaşıyordu. Ankara’da örnek ve başarılı Alay Sakarya ve batı cephesinde Rumlara karşı savaşa gönderilir. Sakarya meydan savaşına 6000 gönüllü askerle giren ve başarılı diye takdim edildikten sonra, Topal Osman, burada bir yenilgiye uğrar. Kendisiyle birlikte emrindeki 285 asker sağ kalmıştır. Ancak, Türkler bu savaşı kazanmıştır. Bunun üzerine ‘görevleri sona erdi’ denilerek Topal Osman’ın Alayı dağıtılır ve Topal Osman önce Ankara’ya, oradan da memleketi Giresun’a gönderilir. Gittiği yerde bir kahraman gibi karşılanan Topal Osman, Mustafa Kemal’in dikkatinden kaçmıyordu. Ankara Büyük Millet Meclisinde oluşturulan 250 kişilik müfrezenin başına getirilir. Ağa artık Mustafa Kemal ve Millet Meclisi’ni koruyan Özel Muhafız taburu’nun komutanıydı. O, Mustafa Kemal’in çevresinde kuş uçurtmuyordu. Meclisteki oturumlarda ve kulislerde, Mustafa Kemal’e gelen eleştirileri dahi içine sindiremiyor ve eleştiri yapanları tersleyebiliyordu. Mustafa Kemal’e toz kondurmayan bir Topal Osman Ağa olup çıkmıştı. O dönemde, Mecliste, Mustafa kemal’e karşı muhalefet giderek yükseliyordu, milletvekilleri arasında iki grup oluşmaya başlamıştı. Birinci Grubun önderliğini Mustafa Kemal yaparken, ikinci Grubun ve aynı zamanda muhalif grubun başını da Trabzon milletvekili Ali Şükrü bey yapıyordu. Meclis oturumlarında birbirlerine laf atma ve üzerlerine yürüme gibi olaylar başgöstermişti. Topal Osman Ağa’nın adamları, aynı zamanda ikinci Grubun, yani muhalefetin başını çeken Ali Şükrü beyinde korumalığını yapıyorlardı. Bir gün çarşı dönüşü, Ali Şükrü beyi kaçırırlar. Meclise iki gün gelmeyen muhalefet lideri, her tarafta aranır ancak bulunamaz. Yapılan arştırma ve soruşturmalarda, Topal Osman’ın adamları tarafından öldürüldüğü belgelenir. Böylelikle, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa, bir meclis üyesi derin devletin, ‘faili belli’ kurşunlarına hedef oluyordu. Bu cinayet üzerine Topal Osman ve yakın arkadaşları da ortalıktan kaybolurlar. Hükümet ve Mustafa Kemal zor durumdadır. Ankara gergin, meclis kaynıyor ve bütün gözler Mustafa Kemal’de. Başbakan Rauf Orbay, Mustafa Kemal’le görüşür. Rauf Orbay cinayeti, Topal Osman’ın işlediğini ve yakalanmasının gerektiğini söyler. Mustafa Kemal ise bunun zor ve tehlikeli olduğunu söyler. Daha sonra, başbakan Orbay, “senin başkomutan olarak böyle düşündüğünü meclise açıklamam gerekiyor” der. Bunun üzerine Mustafa Kemal geri adım atar ve 2 Nisan 1923 sabahı, hükümete bağlı Muhafız Birliği, Topal Osman’ın kaldığı evi sarar. Henüz Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen kuruluşu ilan edilmemiştir. Daha Cumhuriyet kurulmadan, faili meçhul cinayetler serisi başlayacaktı, ne var ki, herşey aşikardı ve yakayı ele vermişlerdi. Mustafa Kemal’in kuracağı yeni Türk devleti sancılı günler yaşamaktadır. Yeni devletin kuruluşuna kan ve barut karışmıştı. Aynı koku, doğrudan merkezden, meclis’ten de gelmekteydi. Topal Osman ve adamları teslim olmayarak, muhafız birliğine ateşle cevap verirler. Çıkan çatışmada Topal Osman yaralı ele geçirilirken, 12 adamı çatışmada öldürüldü, 6 asker de topal Osman tarafından öldürüldü. Hastaneye kaldırılan Topal Osman Ağa yolda ölür. Topal Osman Ağa’nın öldürdüğü Trabzon Milletvekili Ali Şükrü beyin cesedi, Çankaya arkalarında toprağa gömülü olarak bulunur.

Topal Osman Ağa, Osmanlının dağılma, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulma aşamalarında önemli görevlerle donatıldı. Hiç görevli olmadığı zamanda da, o kendisine görevler buluyordu. Yaşamı, çetecilik, cinayet ve kirli ilişkiler içerisinde geçti. Ermeni, Rum ve Kürtleri katletmekten zevk aldı. Bunu gönüllü yapmaktan dahi geri durmuyordu. Cumhuriyet’in 75. yıldönümünde, üstün çalışmalarında, Atatürk’ün muhafızı ve Karadeniz’in kahramanı sıfatlarıyla anılır ve Giresun’a anıt’ı dikiliyordu. Topal Osman Ağa çeteciler tarafından unutulmuyordu. Belediye başkanı Mehmet Larçın, Anadolu ajansına yaptığı ve Hürriyet gazetesinin 11 Nisan 1998 tarihli sayısındaki açıklamasında şunu söylüyordu: “ Osman Ağa için yapılması kararlaştırılan anıt konusunda yaklaşık bir yıldır çalışıyoruz. Çalışmayı bizzat Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Veli Küçük sürdürüyor. Anıt, yapılacak bir referandum sonucu kentin en güzel yerine dikilecektir.” O günün Tuğgeneralı, Veli Küçük, Susurluk Çetesi olaylarından bilinmektedir. Son üç yıldır,2007’den bu yana Ergenekon çetesi davasında tutuklu bulunuyor ve davanın kilit isimlerindedir.

Kadim Laçin
‘Koçgirisiz Cumhuriyet’
1.basım mayıs 2009
www.KadimLacin.com

About admin

Kadim Lacin is freelance journalist living in UK. He has started to freelance journalism while his in High School in 1979 in Turkey. Kadim has born in 1963 inTurkey, living in UK since 1987. So far he has three written books. He has a published A History book, Britain Poem Antology and Energy Sources in Kurdistan in Turkish and one more will be publishing in end of 2014. He speaks Turkish, Kurdish, English also he can speak a little French.
This entry was posted in Ana Menu-Main Page, Tarih, Toplum, Türkiye- Ortadoğu- Kürdistan. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>